“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil!”
Zaman, herkesin âleminde aynı ritmi mi tutar ya da insanın bütün serüveni boyunca yeknesak bir ahengin seyriyle mi ilerler? Hayır, farklı tezgâhlarda dokur an’larını o.
Hastalığın kucağında, tasaların sarmalında, karartıların kuytusunda bekleyen insanı yavaşlığı ve yıpratıcılığıyla tüketir zaman.
Üşüşür türlü vehimler gün laciverdî giysisini giydiğinde. Biliriz ki mezkûr hallerde gece bütün hüneriyle gayrette; sözleşmiş gündüze evrilmemeye.
Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir?
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat
(En uzun gecenin hangisi olduğunu müneccimler ve takvim yapanlar bilemezler. Gam tutkunlarına sor ki geceler kaç saattir..!)
Demek melâlin derinliği, gecenin uzunluğu ile tartılır terazide. Gece, yürür yüzlerdeki girift fikirlerin gezdiği çizgilerde. Ayak izleri kalır yürek dehlizlerinde.
Zifirî düğümleriyle sarmaş dolaşken gecenin, bir ışık hüzmesi düşlemek… Bir beraat dilenmek ki, meramı dillendirmek ah ne mümkün?
***
Yok yok, bu sabah farklı uyanmalı… Turunculu, morlu, sarılı kaftanıyla gün nazlı nazlı ağarırken; geceyi onaran Mimar hamd ü senâ ile selamlanmalı.
Bu sabah farklı uyanmalı… Pencerede, enfes bir zarafetin ürperişleriyle bekleyen güvercinin bembeyaz pervazını ruha dokundurmalı. Edasındaki mührü okumalı, duymalı.
Bu sabah farklı uyanmalı… Şu hikâyedeki hakikat nidalarına teslimin sürûruyla şenlenmeli:
Vaktiyle iki adam hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip büyük bir gemiye binerler. Birincisi biner binmez yükünü yere bırakır, üstüne oturur. İkinci adam yükünün zâyi olabileceği, kendisinin kuvvetli olduğu gerekçeleriyle yükünün hamallığını yapar. Ona şöyle bir uyarı yapılır:
---“Bizleri kaldıran şu emniyetli gemi daha kuvvetlidir, daha iyi muhâfaza eder. Belki başın döner, yükünle beraber denize düşersin. Hem, gittikçe kuvvetten düşersin. Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın, gittikçe ağırlaşan şu yüklere tâkat getiremeyecek. Kaptan bile, seni bu halde görse ya divânedir diye sana kızacak ya da 'Hâindir, gemimizi itham ediyor, bizimle alay ediyor, hapsedilsin!' diyecektir. Hem, herkese maskara olursun. Çünkü insanların nazarında kibrinle, gururunla, riyâyı ve zilleti gösteren yapmacıklığınla kendini gülünç duruma düşürdün; herkes sana gülüyor!"
Bu uyarıdan sonra aklını başına alan adam yükünü bırakıp üstüne oturur ve "Oh! Allah senden râzı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum!" der.(Bkz: Sözler, 23. Söz, 3. Nokta)
Bu sabah farklı uyanmalı… Dünya gemisinde yükünü yere bırakıp üstüne oturan adam misali, tevekkül sırrında rahatlamalı. Böylece kâinatın dilenciliğinden, her hâdisenin karşısında titremekten, kibirden, maskaralıktan, şikâyetlerden ve dünya tazyikinin hapsinden kurtulmalı.
Bu sabah farklı uyanmalı… Bu kez geceye akan demlerde derin bir emniyetle kuşanmalı.
melekozdoruk@hotmail.com