Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyerek kendi içinde tam bir hesaplaşma süreci yaşayan ana muhalefetin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun eline tutuşturuverdi.
Zamanlama harika…
CHP’de saflar parti içi muharebeye göre belirlendiğinden dolayı bu kaygan zeminli alanda tutunuvermek oldukça zor olacak.
Zavallı Kılıçdaroğlu kiminle mücadele edeceğini şaşırmış durumda.
Bir yanda parti içi muhalifler öte yanda ise tam bir siyaset dehası haline dönüşmüş olan ve her geçen gün siyaseten kendini daha da geliştiren Tayyip Erdoğan’la uğraşmak zorunda kalıyor.
Tayyip Beyin bu hamlesi hem kendi tabanında bulunan muhafazakâr kesimin hassasiyetini okşayıp üzerinde zamanın oluşturabileceği ‘şüphe tozlanmalarını’ engelleyerek ‘dava adamı’ formatındaki yerini parlatarak korumaya devam ederken, kendisine tabanının bir kısmı tarafından biçilen ‘Selahaddin!’ makamına daha bir sağlam kurulmasını sağlıyor.
Rakiplerini ve muhaliflerini ise ‘ufak işlerin adamları!’ pozisyonuna itiveriyor.
Bu çıkış karşısında aslında siyasi yelpazenin tamamı sıkıntılı bir zemine çekiliyor.
En sağından en soluna kadar…
Bu çıkış muhafazakar kanadın ruhunu okşayıp onları ‘helal olsun adama..!’ noktasına çekerken sol kesime ise öldürücü darbeyi vuruyor ve CHP’yi din üzerinden siyaset tartışmasına zorluyor ki bu alanda CHP’nin sabıkası oldukça kabarık. Bu yönde sarsılmaz bir toplumsal algıda CHP’nin aleyhine çalışıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi ve etrafında kümelenmiş sol muhalefetin tamamına, zaten üstlerine yapışmış ‘din düşmanı’ damgası‘ortalama Türk’ nezdinde daha da bir yapışıveriyor böylelikle.
Bu manevrayı çözümleyip karşı söylem geliştirebilmekten çok uzakta bulunan CHP siyasal yapılanması verdiği tepkiyle yediği golün ‘beşlik’ sayılmasına sebep oldu..!
Ama bu başbakanın ‘ne yani muhafazakâr demokrat bir parti olarak ateist bir gençlik mi yetiştirecektik?’ salvosu ile cevap bulduğunda Kılıçdaroğlu çoktan parti içi çekişmelere geri dönmüştü bile…
Yediği golün farkında bile değil.
Ne o ne de avenesi, ne de parti içi muhalifler..!
Konuya hâkim olmadan yaptığı açıklamalar partisini ve kendisini ‘Cin Ali’ yapmaktan başka bir işe yaramıyor.
Baş rakibi Erdoğan ise çoktan kârı deveye yüklemiş durumda… ‘Sistem karşıtı olarak algılanabilecek bir söylemin arkasında durabilen ve dediğinden tornistan etmeyen adam!’ makamında sağlam bir yer edindi kendisine.
Başbakan belli oranda bir riski de beraberinde yüklenerek ‘muhafazakâr demokrat İslamcılara’ iktidarda oldukları hissini sonuna kadar tattırarak iktidarda olduklarından emin olmalarını sağladı.
Ve muhafazakârlar, çözüm bekleyen sorunlarının bir gün mutlaka çözüleceğine bir daha inandılar böylelikle..!
Bu böyledir demiyorum.
Ama başbakan toplumda bu algıyı oluşturarak ortaya çıkan karmaşık bir algılar bütününü çok iyi yönetiyor.
İşte bu tartışılamaz bir gerçek…
Başbakan böylelikle CHP’nin din düşmanı bir parti olduğunu bir kere daha dosta düşmana hatırlatmış oldu!
Dindar gençlik tartışmasından da anlaşıldığı gibi CHP’ye ‘din-dar’ geldi yine..!
Çünkü bu alan CHP’nin en zayıf Ak Parti’nin ise en güçlü olduğu alan. Dolayısıyla CHP yine yitik deplasman takımı olmaya mahkum ve tek çözümü bu fasit daireden çıkmak.
İşte bu imkânsız gibi…